Alfa Kuşağı Ne Zaman Başlıyor? Bir Günlüğün İzinde
Kayseri’de sabahın ilk ışıklarıyla uyanmak, bazen hiç de hafife alınacak bir şey değil. Bugün yine günlüğümü elime aldım ve düşündüm: Alfa kuşağı ne zaman başlıyor? Kim bilir, belki de tanımladığımız o kuşak, şimdi bu şehrin sokaklarında yürüyen bebeklerin kıkırdamalarında, evde annelerinin kucağında uykulu gözlerle bakışlarında gizli. Ama işin tuhaf yanı, ben bunu düşünürken bir yandan da kendi hayatımı sorguluyorum; geleceğe dair kaygılar, umutlar ve heyecanlar birbirine karışıyor.
Sabah Otobüsünde Bir Sahne
Otobüste yer bulduğumda yanımda küçük bir çocuk vardı; tahminimce 3-4 yaşlarında. Annesi telefonuna bakarken o minik elleriyle pencereyi yokluyordu. İçimde garip bir sıcaklık hissettim; aynı zamanda bir hüzün. Bu çocuk belki de Alfa kuşağı olacak, dedim kendi kendime. Onların dünyası bizimkinden çok farklı olacak; teknoloji, bilgiye erişim, iletişim… Hepsi çok hızlı.
İçimdeki heyecan ve kaygı birbirine karıştı. “Ya bu çocukların hayatı çok farklı olursa?” diye düşündüm. Belki benim yaşadığım bazı şeyler onlar için artık önemli olmayacak. Ama öte yandan, onların da kendi duygusal dünyalarını kuracaklarını bilmek bana umut verdi. Otobüsteki çocuk pencereye parmağını bastığında, içimde bir tebessüm belirdi. Bu küçük jest bile bana, Alfa kuşağının ne zaman başladığını hayal etmem için bir ipucu gibi geldi.
Kütüphanede Sessiz Bir Öğle
Öğle vakti kütüphanedeydim. Masama oturdum ve bir defter açtım. Düşüncelerimi yazmak, bazen onları anlamlandırmanın tek yolu oluyor. Yan masada, 6-7 yaşlarında bir grup çocuk vardı; öğretmenleri onlara yeni bir kitap okuyor, onlar ise heyecanla sorular soruyordu. İçimdeki insan tarafı gülümsedi: “İşte yeni kuşak, merakla büyüyor.” Ama içimdeki genç tarafı endişeliydi. “Ya bu merak bir gün kaybolursa?” diye sordum kendime.
Orada düşündüm ki, Alfa kuşağı ne zaman başlıyor? sorusuna net bir tarih vermek zor; çünkü bu, sadece takvimle ölçülen bir şey değil. Her yeni bebekle, her meraklı bakışla başlıyor aslında. Bu kuşak, dünya değişirken büyüyecek ve kendi tarihini yazacak. Ve ben bunu sadece gözlemleyebilecek, belki de kendi duygularımla birlikte hissedebileceğim.
Akşamüstü Parkta Bir An
Akşamüstü parkta yürüyordum. Yapraklar rüzgarla savruluyor, çocuklar salıncaklarda dönüyorlardı. Bir anne, küçük bebeğini sallıyordu ve onun kahkahası parkın dört bir yanına yayılıyordu. İşte tam o anda, içimde bir karışık his belirdi: hem umut hem de biraz korku.
İçimdeki insan tarafı dedi ki: “Bu kahkaha, hayatın güzelliği.” İçimdeki genç tarafım ise mırıldandı: “Ama dünyaları farklı olacak; bizden çok farklı düşünecekler, hissedecekler.” Alfa kuşağının ne zaman başladığını düşündüğümde, aslında bu bebeklerin gözlerindeki merak ve etrafındaki dünyanın farkındalığıyla başladığını fark ettim. Her küçük jest, her ilk kelime, her oyun anı… Hepsi bir başlangıç.
Gece Yine Günlüğün Başında
Gece olunca günlüğümü tekrar açtım. Bugün gördüklerim ve hissettiklerim aklımda dönüyordu. Düşündüm ki, Alfa kuşağı sadece bir tarih aralığı değil; bir ruh hali gibi. Onlar, kendi hayatlarını şekillendirecek, kendi duygularıyla büyüyecek. Benim görevim, onları gözlemlemek, anlamaya çalışmak ve belki bir gün kendi duygularımı paylaşacakları bir anlatıya dönüştürmek.
Alfa kuşağı ne zaman başlıyor? sorusunun cevabı basit değil. Ama her bebek, her küçük kahkaha, her meraklı bakış bir işaret. Ve işte bu düşüncelerle uyumadan önce bir kez daha gülümsedim. Çünkü hayal kırıklığı, heyecan ve umut… Hepsi aynı anda var olabilir. Ve belki de bu, Alfa kuşağıyla birlikte hayatın bize sunduğu en samimi ve duygusal yolculuk.