Gözatmak mı, Göz Atmak mı? – Bir Psikoloğun Meraklı Merceğinden İnsan Zihninin İnce Nüansları Bir psikolog olarak, kelimelerin insan davranışları üzerindeki etkisine sık sık hayran kalırım. Çünkü dil, yalnızca iletişim aracı değil; aynı zamanda zihnimizin, dikkatimizin ve duygularımızın bir aynasıdır. Bugün sizlerle basit görünen ama zihinsel derinliği olan bir konuyu inceleyeceğiz: “Gözatmak mı” yoksa “göz atmak mı?” Hangisi doğru, hangisi bize daha çok şey anlatıyor? Aslında mesele yalnızca yazım hatası değil; dikkat, farkındalık ve duygusal bağlantı arasındaki ince çizgide gizli bir psikolojik tablo. Bilişsel Psikoloji Perspektifinden: Dikkatin Dansı Bilişsel psikoloji açısından baktığımızda, “göz atmak” fiili yüzeysel dikkatle ilişkilidir. İnsan zihni…
6 YorumKategori: Makaleler
Aşkım Kapışmak Aslen Nereli? Kökenlerin İzinde, Bugünün Yansımaları ve Yarınların İhtimalleri Kısa cevap: Yaygın biyografi kaynaklarına göre Aşkım Kapışmak İstanbul doğumlu. Bir insanın “nereli” olduğu basit bir nüfus bilgisi gibi görünse de, hikâyelerin başladığı yer çoğu zaman düşünce biçimimizi, dilimizi, ritmimizi ve dünyayla kurduğumuz bağı da anlatır. Ben de bu yazıda, Aşkım Kapışmak’ın kökenini bir merak notu olmaktan çıkarıp, İstanbul’un katmanlı kültürüyle ve günümüzün dönüşen iletişim iklimiyle birlikte okumaya davet ediyorum. Hadi, bir grup arkadaş gibi masaya oturalım; hem veriye dayalı bilgiyi netleştirelim hem de “nerelilik” denen kavramın bugüne ve yarına nasıl yansıdığını konuşalım. — Kısa Cevap: Aşkım Kapışmak Aslen…
10 YorumGörelik, Görecelik Ne Demek? Edebiyatın Değişken Gerçeklikleri Üzerine Bir İnceleme Kelimelerin Gücüyle Başlayan Bir Yolculuk Bir edebiyatçı için her kelime bir evrendir. Her cümle, anlamın sınırlarını yeniden çizer. Görelik ve görecelik kavramları da bu evrenin merkezinde, insanın hakikati nasıl algıladığıyla ilgilidir. Edebiyat, mutlak doğruların değil; farklı bakışların, değişen anlamların sanatıdır. Bir karakterin gözünden anlatılan dünya, başka bir gözde tamamen farklı bir renge bürünür. İşte bu yüzden, edebiyat aslında bir görecelik manifestosudur — çünkü her hikâye, anlatıcısının aynasında yeniden şekillenir. Görelik ve Göreceliğin Anlamsal Katmanları Felsefede “görelik”, bir şeyin değerinin veya anlamının başka bir şeye bağlı olarak değişmesi anlamına gelir. Edebiyat…
6 YorumGördes Hangi İlin? Mekân, Bilgi ve Varlık Üzerine Felsefi Bir Deneme Bir filozofun gözünden bakıldığında, en basit sorular bile derin bir düşünsel kapı aralar. “Gördes hangi ilin?” sorusu da bu türdendir. Yalnızca coğrafi bir konum sormaz; aynı zamanda aitlik, bilgi ve varlık üzerine düşünmeye davet eder. Çünkü her yer, bir yeri işaret ettiği kadar, o yerle kurduğumuz anlam ilişkisini de açıklar. Gördes, Manisa iline bağlı bir ilçedir; ama bu bilgi, yalnızca bir harita verisi değildir — bir ontolojik ve epistemolojik olgunun ipucudur. Bilgi (Epistemoloji) Boyutu: Gördes’i Bilmek Ne Demektir? “Gördes hangi ilin?” sorusunun ilk katmanı, bilgiye ulaşma süreciyle ilgilidir. Epistemoloji…
8 YorumGuatr Olunca Ne Olur? Tarihten Günümüze Bir Hastalığın Toplumsal Serüveni Bir tarihçi olarak geçmişe baktığımda, insan bedeninin hastalıklarla verdiği mücadele her zaman bir toplumun aynası olmuştur. Guatr, yalnızca bir tıbbi sorun değil; aynı zamanda bir çağın beslenme düzenini, ekonomik yapısını ve hatta kültürel alışkanlıklarını da yansıtan bir hikâyedir. Tarih boyunca boynun ortasında belirgin bir şişlik olarak karşımıza çıkan bu hastalık, hem bireylerin yaşamlarını hem de toplumların sağlık politikalarını şekillendirmiştir. Guatrın Tarihsel Kökeni Guatr, tiroit bezinin büyümesi sonucu oluşan bir rahatsızlıktır. Ancak bu tanım modern tıbbın diliyle yapılmış bir açıklamadır. Antik çağlarda, özellikle de Çin, Mısır ve Anadolu medeniyetlerinde, guatrın nedenleri…
14 YorumGariban diye kime denir? Antropolojik bir bakışla insanlık, merhamet ve aidiyetin izinde “Gariban” kelimesi, Anadolu’nun sıcak ve acımasız dengelerinde doğmuş bir sözdür. Ama bu kelimenin gücü, yalnızca yoksulluğu tanımlamasında değil, insanlık hâlinin en çıplak biçimlerini anlatmasında yatar. Bir antropoloğun gözüyle baktığımızda “gariban”, sadece ekonomik bir sınıfa değil; toplumsal ilişkiler, semboller, ritüeller ve kimlikler ağı içinde şekillenen bir kültürel kategoriye dönüşür. Bu yazı, farklı kültürlerde “garibanlık” kavramının nasıl anlaşıldığını, hangi toplumsal duyguları çağırdığını ve neden bu kadar kalıcı bir iz bıraktığını inceleyecek. Bir antropoloğun daveti: “Gariban”ın ötesine bakmak Bir antropolog olarak bir köy kahvesine girip “gariban kimdir?” diye sorsanız, karşınıza çıkacak…
14 YorumEn Küçük Poodle Hangisi? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme Poodle, dünya çapında sevilen ve zarif bir köpek ırkıdır. Ancak, Poodle türü ile ilgili genellikle gözden kaçan bir konu vardır: Hangi tür, en küçük Poodle’dır? Bu sorunun yanıtı, genellikle sadece fiziksel boyutla ilgili bir mesele olarak algılansa da, aslında bu türlerin boyutlarının ve popülerliklerinin toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi daha geniş dinamiklerle nasıl ilişkili olabileceği hakkında düşünmek çok daha derindir. Bugün, bu yazıyı okurken yalnızca hangi Poodle’ın en küçük olduğuna değil, aynı zamanda bu türlerin toplumsal etkilerine, cinsiyet rollerine ve nasıl daha kapsayıcı bir yaklaşım…
12 YorumBilim Objektif mi? Ekonomik Bir Perspektiften Rasyonelliğin Sınırları Bir ekonomist olarak sıkça düşündüğüm bir soru var: Kaynaklar sınırlıysa, seçimler gerçekten tarafsız olabilir mi? Ekonomide her karar, bir tercihin ürünüdür; bir alanda kazanırken başka bir alanda kaybetmeyi göze alırız. Peki, bu mantık bilim için de geçerli mi? Bilim, objektif bir bilgi alanı olarak mı var olur, yoksa tıpkı piyasa kararları gibi, çıkarlar, öncelikler ve kaynak dağılımları tarafından mı şekillenir? Bilim objektif midir? sorusu, aslında ekonominin temelini oluşturan “seçim” olgusunu yeniden düşünmemizi sağlar. Çünkü hem bilim hem ekonomi, rasyonellik iddiasının sınırlarını paylaşır. Bilimin Ekonomik Temelleri: Kaynak, Seçim ve Fırsat Maliyeti Ekonomik düşünce…
10 YorumAyni Yardım Ne Demek TDK? Gerçek Hayattan Örneklerle Anlamı ve Önemi Bazen bir kelimeyle başlayan merak, bizi insan hikâyelerinin tam ortasına götürür. “Ayni yardım” kavramıyla ilk kez bir haber başlığında karşılaştığımda, anlamını bildiğimi sanıyordum. Ama sonra fark ettim ki bu kavram, sadece bir sözlük tanımından ibaret değil; içinde insanın insana dokunuşunu barındıran bir değer sistemi var. Bugün bu yazıda, hem TDK tanımına hem de gerçek hayattaki karşılıklarına birlikte bakalım. Ayni Yardım Ne Demek TDK’ya Göre? Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre ayni yardım, “para yerine eşya veya mal olarak yapılan yardım” anlamına gelir. Yani birine nakit vermek yerine, onun ihtiyacını doğrudan…
8 Yorumİstek Kipi Nasıl Bulunur? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü ve Pedagojik Yöntemler Eğitim, insanın düşünsel dünyasında büyük değişiklikler yapma gücüne sahip bir süreçtir. Bir öğretmen olarak, öğrencilerimin her bir yeni bilgiyi içselleştirdiğini görmek, onların hayatlarına dokunmanın en değerli yollarından biri. Eğitim, sadece bir bilgi aktarımı değil, aynı zamanda öğrencilerin düşünce biçimlerinin şekillendiği, toplumla bağlarının güçlendiği bir yolculuktur. Bu yolculukta dil, her zaman önemli bir yer tutar. Dilin kipleri, bireylerin dünyayı nasıl algıladığını ve toplumsal rollerini nasıl şekillendirdiğini anlamamızda bize yardımcı olur. Bugün, dildeki “istek kipi” üzerine odaklanacağız ve bunu öğrenme teorileri, pedagojik yöntemler ve toplumsal etkiler çerçevesinde ele alacağız. İstek Kipi Nedir…
10 Yorum