Duygusal Özgürleşme Tekniği Nasıl Yapılır? – Bir Kahkaha ve Derin Düşünceler Arasında
Öncelikle bir itirafta bulunmam gerek: Bazen kendimi bir çelişkiler dünyasında buluyorum. Yani, gündelik hayatın karmaşasında bir yanda arkadaşlarıma espri yapıp kahkahalar atarken, diğer yanda bir derin düşünce kuyusuna düşüyorum ve çıkmakta zorlanıyorum. “Duygusal özgürleşme tekniği nasıl yapılır?” sorusu da tam bu noktada devreye giriyor. Çünkü belki de bu teknik, o derin düşünce kuyusundan çıkmak için kullanabileceğim sihirli bir anahtardır. Ya da belki de tamamen saçmadır, kim bilir? Neyse, hadi bunu birlikte keşfedelim.
Duygusal Özgürleşme: Bir Kahkaha, Bir Derin Nefes
İzmir’in güzel bir sabahında, arkadaşlarımla sahilde yürüyüş yaparken “Duygusal özgürleşme” konusunu takılmaya karar verdim. Tabii ki bu sırada arkadaşlarım da, ”Duygusal özgürleşme mi? Hadi ya, seni geçtim, bir kahve içmeden düzgün düşünemiyorsun!” gibi yorumlarla beni dalga geçmeye başladı. Ama bir yandan da içimden, ”Evet, bu da bir hakikat aslında,” diye düşündüm. Çünkü gerçekten de, bazen duygusal özgürleşme dediğimiz şey, bir yudum kahve içerken rahatlamak kadar basit olabiliyor. İşte bu tekniği uygulamak da o kadar karmaşık değil aslında.
Duygusal özgürleşme tekniği, kısa bir açıklamayla şöyle özetlenebilir: Kendi duygularını tanıyıp, kabul edip ve onları serbest bırakmaktır. Fakat bu serbest bırakma işini yaparken, bir yanda şunu da unutmamalıyız: Gerçekten neyi bırakıyoruz? Bir yanda arkadaş ortamında gülüp eğlenirken, bir diğer yanda içimizde biriken öfke ya da kaygıyı nasıl bırakabiliriz? O yüzden her şey, bir derin nefeste ve doğru farkındalıkla başlar.
İç Sesim: “Nefes Al, Sadece Nefes Al!”
Bu teknikle ilgili ilk denememi, geçen hafta işyerinde yaptım. Herkesin gergin olduğu bir gün, aniden iş arkadaşlarımla birlikte gülmekten midemi tutarak yere yığılacak gibiydim. O an ne olduğunu tam olarak anlamadan, iç sesim devreye girdi: “Nefes al, sadece nefes al!” İnanın bana, gerçekten nefes aldım. Ama o kadar derin bir nefes aldım ki, herkesin ofisteki stresini birkaç saniyede hissettim. “Hayır, dur!” diye bağırdım içimden. “Duygusal özgürleşme tekniğini hemen burada test etmeyeceğim!”
Fakat işte o an, aslında tekniği uygulamaya başlamış oldum. Yani, o anda içimdeki tüm bu negatif duyguları bir kenara koyup, sadece o anın tadını çıkarmaya karar verdim. Öfke mi? Unut, ne kadar düşünürsen o kadar büyür. Kaygı mı? O da neymiş, sağdaki dosyanın başına neden gelmedin? Her şeyin temeli aslında o kadar basit ki! Nefes al, rahatla, bırak!
İzmir’de Sahil, Bir Kahve ve Duygusal Özgürleşme
Bir diğer denememi ise, yine o meşhur İzmir sahilinde yaptım. Ama bu sefer ortam daha da yaratıcıydı. Gündüz saatlerinde, herkes bir şekilde kendini bir yerlere koşturuyor; ben ise sahilde tek başıma yürüyordum. O an birden fark ettim, kaygılarım o kadar büyümüştü ki, sırf onları düşünmek için saatlerimi harcıyordum. ”Peki, bu kadar düşünmenin anlamı ne?” dedim kendi kendime. İşte tam bu noktada, ”Duygusal özgürleşme tekniği”nin bana verdiği rahatlık aniden hayatıma girdi. Evet, belki de o an sadece kahve içip dinlenmeliydim. Belki de gereksizce kurduğum karmaşayı bir kenara bırakmalıydım.
Bir kahve aldım, derin bir nefes aldım ve o anı tamamen serbest bıraktım. O kadar basitti ki, öfkenin, kaygının, stresin ne kadar gereksiz olduğunu düşündüm. Belki de bu teknik, aslında çok fazla düşünmemekti. Çok fazla endişelenmemekti. O an, hayat sadece bir kahve içmek ve sahilde yürümek kadar basitti. Duygusal özgürleşme tekniği aslında, ne kadar basit olursa o kadar değerliydi.
Sonuç: Hayatı Hafifletmek İçin Birkaç Adım
Sonunda şunu fark ettim: Duygusal özgürleşme tekniği, sadece büyük bir meditasyon seansı gibi karmaşık bir şey değil. Bazen sadece bir kahve içmek, bir kahkaha atmak ya da o anın tadını çıkarmak yeterli olabilir. Ama tabii ki, bu tekniği uygulamak bazen bir hayli komik bir hale gelebiliyor. Mesela, o gün işyerinde herkesin birbirine bakıp da ”Buna mı gülüyoruz?” diye sorması gibi. Ama işte burada önemli olan şey, ne kadar ciddi düşünürsen düşün, aslında her şey biraz da eğlenceli olmalı. Ve evet, o an ”Duygusal özgürleşme tekniği nasıl yapılır?” sorusunun cevabını bulmuş oldum: Hem ciddi, hem eğlenceli olmak. O kadar derin düşüncelere gömülüp kaybolmamak. Çünkü hayat, bazen sadece basit bir gülüş kadar değerli.
Öyleyse, hadi gelin! Bazen sadece nefes alıp, o anın tadını çıkaralım. Çünkü duygusal özgürleşme tekniği, bazen sadece bir kahkaha ve biraz daha hafif bir yaşamaktan ibarettir.