Monografi Ne İçin Çekilir?
Monografi… Eğer bir akademisyenseniz ya da üniversitede okuyan biriyseniz, muhtemelen bu kelimeyi her an duyuyor ya da üzerine düşünüyorsunuzdur. Ama monografi çekmek, gerçekten ne için yapılır? Bu işin amacı sadece daha fazla referans toplamak mı? Yoksa aslında derin bir anlamı var mı? Hepimiz monografi yazarız ya da okuruz ama soruyu bir kenara bırakıp, bence sorunun iç yüzünü tartışmak gerek.
Monografi Çekmek: Akademinin Herkes İçin Olduğu Gibi, Bazen Sadece ‘Vazife’
İlk başta birazcık direkt olalım: Monografi çoğu zaman akademik dünyada, özellikle de yüksek lisans ya da doktora sürecinde, öyle ya da böyle yapmanız gereken bir şey. Gerçekten de, “Monografi ne için çekilir?” sorusunu sormak bazen “Daha kaç sayfa yazmam lazım?” sorusuna dönüşebiliyor. Yani, monografi yazarak kariyer yapmak isteyen bir araştırmacı, aslında kendi fikirlerini değil, sistemin beklediği şeyleri yazmış oluyor. Bu acı gerçeği kabul etmek gerek.
Monografi, genellikle belirli bir konu üzerine yoğunlaşarak derinlemesine inceleme yapmayı amaçlar. İyi tarafı, bu tür çalışmalar, konuyu derinlemesine irdelemek için önemli bir fırsat sunar. Fakat bu fırsat çoğu zaman bir gereklilik haline gelir, çünkü bu tarz çalışmaları yapmak, bir akademik kariyerin gerekliliklerinden biridir. Yani “monografi çekmek” bazen, gerçekten bilgi üretme adına yapılan bir şey olamayabiliyor; çoğunlukla bir “gerekli adım” olarak kalıyor.
Monografinin Güçlü Yönleri: Derinlik ve Uzmanlık
Peki, monografi yazmak hiç mi işe yaramaz? Tabii ki yaramaz demek haksızlık olur. Akademik anlamda baktığınızda, monografi yazmak gerçekten de bir derinlemesine araştırma yapmak ve uzmanlık alanında birikim oluşturmak için mükemmel bir fırsat. Bir konuda uzmanlaşmak, daha fazla bilgi edinmek, alt başlıklar üzerine yoğunlaşmak – bunlar hepsi gerçek anlamda faydalıdır.
Mesela bir konuda, “gerçekten neler oluyor?” sorusunu sormak, aslında toplumsal anlamda önemli bir şeyler katabilir. Kim bilir, belki yazdığınız o 300 sayfa sonunda, dünya çapında bir sorunu çözebilecek fikri bir noktada bulabilirsiniz. Tabii ki bunu yapmak kolay değil. Ancak monografi yazmak, size bir şeyleri keşfetme fırsatını sunar. Araştırmalarınızı ve kaynaklarınızı bir araya getirerek, yazdığınız her sayfa, aslında bir derinlik kazanmanızı sağlar.
Bence burada önemli olan bir şey de, yazdığınız monografinin sadece akademik dünyada yer edinmek için değil, gerçekten toplumsal ya da bilimsel bir anlam taşımaya çalışmasıdır. O zaman monografi, daha fazla yazmak için değil, gerçekten bir şey öğrenmek ve insanlara katkı sağlamak için yazılır. Zaten yazdığınız konu üzerine düşündükçe, ne kadar büyük bir katkı sağladığınızı fark edersiniz. En azından bu duyguyla yazılmalı!
Monografinin Zayıf Yönleri: Hızla Tüketilen Bir Ürün ve Yalnızca Formalite
Ancak monografinin zayıf yönleri de yok değil. Yüksek lisans ya da doktora yapıyorsanız, çoğu zaman monografi yazmak, sizin gerçekten ilgilendiğiniz bir konuda derinlemesine çalışma yapma fırsatınızdan çok, sadece “formalite”yi yerine getirme meselesine dönüşebilir. Kendisini bir akademik ürüne dönüştüren fikirler çoğu zaman “yeterince akademik” olmaktan başka bir şey olamıyor. Yani, bir konuda gerçekten bilginizi artırmak için yazıyorsunuz ama sonunda ortaya çıkan şey sadece size bir unvan kazandıran ve birkaç referansla özetlenen bir metin oluyor.
Bunu biraz mizahi bir şekilde örneklemek gerekirse, monografi yazma süreci, çoğu zaman okulun son haftasında gece yarısı bitirilmeye çalışan bir ödev gibi olur. Öğrencinin gözünde “Bitir, teslim et” cümlesi, bazen bir anlam taşır, bazen de sadece geceyi geçirip o geceyi hatırlamamanızın bir aracı olur. Akademik dünyada işlerin çoğu bazen o kadar rutinleşir ki, sadece normları yerine getirmek adına yapılır. Kısacası, monografi çekmek, bazen bir düşünceyi derinlemesine incelemekten çok, “ne kadar yeterli sayfa yazabilirim?” sorusuna dönüşebilir.
Monografi Yazmak: Gerçekten İhtiyaç Duyuyor Muyuz?
Şimdi gelelim ciddi bir soruya: Gerçekten monografi yazmak gerektiğinde, sistem bu kadar fazla metin üretmeye ihtiyaç duyuyor mu? Ya da monografi, gerçekten neyi çözüyor? Akademik camianın devamlı olarak yazılı metinlere olan bu bağımlılığı, bazen çok da mantıklı gelmeyebiliyor. Bir yandan “derinlemesine çalışma” fikri harika, ama diğer taraftan, gerçekten böyle yüzlerce sayfalık bir metnin insanlar için nasıl bir fayda sağladığı sorgulanabilir.
Toplumun sorunlarına dair bilimsel bir çözüm önerisi sunmak adına monografi yazmak yerine, belki de daha çok konuşma, daha fazla diyalog ve farklı mecralarla ulaşabileceğimiz çözümler üretmek daha önemli olabilir.
Sonuç Olarak: Monografi Yazmalı Mıyız?
Bence, monografi yazmak için doğru bir nedeniniz olmalı. Eğer sadece akademik anlamda bir gereklilik olarak yazıyorsanız, bu işin sonunda çok anlamlı bir şey bulamayabilirsiniz. Ama gerçekten bir konuda derinleşmek, kendi fikrinizi geliştirmek, insanlara bir şey katmak istiyorsanız, o zaman monografi bir fırsat olabilir. Ancak unutmayın, yazdığınız şeyin bir toplumda ya da bilim dünyasında bir etki yaratıp yaratmadığını sorgulamak, bazen en önemli sorudur.
Bunlar sizce nasıl? Monografi, gerçekten bir katkı mı sağlıyor, yoksa sadece sistemin bir parçası mı?